15/12/2006
1998-1999 ihtilafının sona ermesinden altı yıl sonra, BM Güvenlik Konseyi Kosova’nın geleceğini belirleme amaçlı bir siyasi süreç başlatma zamanının geldiğine karar verdi.
(Çeşitli kaynaklar -- 24/10/05 - 04/12/06)
![]() Sırp ve Kosovalı Arnavut liderler ilk yüz yüze görüşmelerini 24 Temmuz 2006’da yapmalarına karşın, toplantı yalnızca tarafların birbirinden hala ne kadar uzak olduğunu gösterdi. [Getty Images] |
Kosova, teknik olarak hala Sırbistan’ın bir parçası olmakla birlikte, 1998*-1999 ihtilafının sona ermesinden bu yana fiilen bir BM protektorası şeklinde varlığını sürdürüyor. BM Güvenlik Konseyi 10 Haziran 1999’da kabul ettiği 1244 sayılı Karar ile savaşın yaraladığı eyaleti nihai statüsü belirlenene kadar UNMIK’in kontrol altına soktu.
Bundan altı yıldan uzun bir süre sonra, 24 Ekim 2005’te, Konsey BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sorunu çözme amaçlı siyasi bir süreç başlatma önerisine destek verdi.
Bu karar, eyaletin uluslararası toplumun müzakereleri başlatmaya ön şart olarak öne sürdüğü bir dizi standardın yerine getirmede kaydettiği ilerleme kaspamlı şekilde gözden geçirildikten sonra verildi. Gözden geçirmeyi Annan’ın bölgeyle ilgili özel elçisi, Norveçli diplomat Kai Eide yürüttü.
Konsey tarafından yayınlanan bildiride, "Güvenlik Konseyi, Büyükelçi Eide’nin, Kosova ve geniş bölgenin karşı karşıya bulunduğu güçlüklere rağmen bir sonraki aşamaya geçme zamanının geldiği yönündeki genel değerlendirmesini kabul etmektedir.” dendi.
Ardından Annan, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari'yi müzakerelerdeki özel elçisi, Avusturyalı diplomat Albert Rohan’ı da onun yardımcısı olarak görevlendirdi.
Bundan haftalar sonra, AB ve ABD müzakerelerdeki elçilerini, sırasıyla Stefan Lehne ve Frank Wisner’i atadılar.
BM’nin dışında, süreçte rol oynayan bir diğer önemli oyuncu da ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya’dan oluşan Kosova Temas Grubu. Grup Kasım ayında statü sorununun çözümüyle ilgili olarak, diğer hususların yanı sıra müzakerelerin olası sonuçları arasında 1999 öncesi duruma geri dönülmesi, eyaletin bölünmesi veya herhangi başka bir ülkeyle birleşmesi olasılığını dışlayan bir dizi kılavuz ilke hazırladı.
Ahtisaari müzakerelerin hazırlık sürecinde bölgedeki önemli oyuncuların tutumlarını öğrenmek üzere Priştine ve Belgrad’a –aynı zamanda Podgorica, Üsküp ve Tiran’a- ziyaretlerde bulundu.
![]() BM özel elçisi Martti Ahtisaari. [Getty Images] |
Sırp ve Kosovalı Arnavut liderlerin konuyla ilgili tutumları taban tabana zıttı.
Kosova üzerindeki egemenliğini sürdürmesi gerektiğinde ısrar eden Belgrad, kabul edebileceği en fazla şeyin gerçek özerklik verilmesi olduğunu söyledi.
Eyaletin kabaca 2 milyonluk nüfusunun %90’ını oluşturan Kosovalı Arnavutlar ise Sırbistan’dan tam bağımsızlıktna azını talep etmediler.
Sırp ve Kosovalı Arnavut yetkililer arasındaki ilk doğrudan müzakereler 25 Ocak 2006’da başlayacaktı. Ancak Kosova Cumhurbaşkanı İbrahim Rugova’nın 21 Ocak’taki vefatı müzakerelerin yaklaşık bir ay ertelenmesine yol açtı.
Rugova’nın yerine seçilen Fatmir Seydiu, hem cumhurbaşkanlığı hem de Kosova müzakere heyeti başkanlığını devraldı. Heyetin diğer önemli üyeleri arasında Kosova Başbakanı Bayram Kosumi -ki daha sonra istifa ederek yerini Agim Ceku’ya bıraktı-, muhalefet liderleri Haşim Thaci ve Veton Surroi ve eyalet meclisinin başkanı yer aldı.
Sırp müzakere heyetiyse Cumhurbaşkanı Boris Tadiç, Başbakan Vojislav Kostunica ve diğer üst düzey yetkililerden meydana geliyordu. Ayrıca Kosovalı Sırp toplumundan temsilciler de yer alıyordu.
Sırp ve Kosovalı Arnavut yetkililer arasındaki BM aracılığındaki ilk doğrudan müzakereler 20 Şubat 2006’da Viyana’daki Daun-Kinssky Sarayı’nda başlatıldı. İki taraf, sırasıyla Kosova Başbakan Yardımcısı ve Yerel İdare Bakanı Lütfi Haziri ve Sırp cumhurbaşkanlığı danışmanı Leon Kojen başkanlığındaki sekizer kişilik heyetlerle katıldı. Ademi merkeziyet konusunun ele alındığı iki günlük müzakerelere Rohan başkanlık etti. Diplomat, toplantıdan “dünyayı sarsacak sonuçlar” sonuçlar çıkmamasına rağmen "bayağı başarılı” olduğunu söyledi.
Ademi merkeziyet, sonraki pek çok müzakere turunun gündeminde önemli bir yer alırken, başta sayıları 100 bin civarında olan Kosovalı Sırp toplumunun olmak üzere azınlık hakları ve kültür ve din miraslarının korunması konuları da ele alındı.
Viyana müzakerelerinde yükümlülükler ve yatırımlar, borçlar, özelleştirme ve önemli sanayi varlıklarının gelecekte kimin olacağı gibi ekonomik konuların dışında, 24 Temmuz’da düzenlenen ve Sırp ve Kosovalı Arnavut liderlerin ilk yüz yüze görüşmelerini yaptıkları yedinci tura kadar esas statü sorununa değinilmedi. Toplantı yalnızca, son beş ayda yapılan müzakerelerin Belgrad ile Priştine’nin tutumları arasında köprü kuramadığını gösterdi.
Ahtisaari toplantıdan sonra düzenlediği basın toplantısında, “Tarafların tutumlarının hala birbirinden çok uzak olduğu aşikardır.” diyerek şöyle devam etti: “Belgrad bağımsızlık dışında hemen herşeyi kabul edebilecek durumdayken, Priştine tam bağımsızlıktan başkasını kabul etmiyor.”
Ademi merkeziyet ve azınlı hakları 7-8 Ağustos tarihlerinde yapılan sekizinci müzakere turunun da gündeminde yer almasına karşın, anlaşma sağlanan tek konu polis karakolu komutanlarının belirlenmesi oldu.
Bir ay sonra Viyana’da düzenlenen iki günlük yeni müzakere turunda, Rohan’ın “iyi ve yapısı bir görüşme” nitelendirmesine rağmen Sırp ve Kosovalı Arnavut heyetleri yine çok az ilerleme kaydettiler.
BM yetkilisi yine büyük ölçüde ademi merkeziyet, kültür mirası ve Kosova’daki etnik toplumların haklarının ele alındığı toplantı hakkında, “İlerleme sağlayabildiğimiz bir, iki veya üç konu oldu ama bir atılımdan söz etmek güç.” dedi.
Annan, Viyana müzakerelerinin dokuzuncu turundan günler sonra Kosova hakkında Güvenlik Konseyi’ne sunduğu olağan raporda, Sırplar ve Kosovalı Arnavutlar’ın tutumlarında yakınlaşma sağlayamamalarından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
BM başkanının raporunda, “Bazı konularda yakınlaşma sağlanmasına rağmen, görüşmeler tarafların çoğu konuda hala uzak olduklarını ortaya çıkarmıştır.” diyerek her iki tarafı da uzlaşma sağlanabilmesi için “daha fazla esneklik” göstermeye çağırdı.
Bundan günler sonra Rohan, bunun olma olasılığının zayıf olduğunu kabul etti.
“Yalnızca konuşarak amaca ulaşamayacağımız bir noktaya yaklaşıyoruz.” diyen Rohan şöyle devam etti: “10 yıl daha konuşabiliriz ama hiçbir şey değişmez.”
Eylül ayında Temas Grubu Ahtisaari’den “statü sorununun çözümü için kapsamlı bir öneri hazırlamasını” istedi. Aynı ay Sırbistan, Kosova’yı topraklarının “vazgeçilmez” bir parçası olarak tanımlayan yeni bir anayasayı kabul etti. Ekim ayı sonunda düzenlenen referandumda Sırp seçmenlerin çoğunluğı yeni anayasayı destekleyerek, 21 Ocak 2007’de parlamento seçimleri düzenlenmesinin önünü açtılar.
Uluslararası toplum da Kosova’nın statü sürecini 2006 sonuna kadar tamamlama yönündeki ilk planlarının yerine, Ahtisaari’nin uzalaşma önerisini seçimlerden sonra sunmasına karar verdi.