11/02/2008
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan meclis oylamasını demokrasinin zaferi şeklinde müjdelemesine karşın, Türkiye'deki laikler bunu din ve devlet işlerinin ayrılması ilkesine yönelik bir tehdit olarak görüyorlar.
Southeast European Times için Ayhan Şimşek'in haberi – 11/02/08
![]() İstanbul'daki bir dükkanda asılı türbanlar görülüyor. [Getty Images] |
Parlamento 9 Şubat Cumartesi günü yaptığı oylamada, üniversitelerde türban takılmasına izin vererek iktidardaki İslamcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi'ne zafer kazandırdı. Pazartesi günü, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün imzası gereken yasa henüz yürürlüğe girmemiş olmasına rağmen, Kocaeli, Adana ve Diyarbakır illerinde türban takan kadınların üniversitelere girmelerine izin verildi.
Bu arada Ankara'da on binlerce kişi meclisin hareketini protesto etmek için yürüdü. Türkiye'de hâlâ güçlü konumda bulunan ordu, yargı ve akademisyenlerden oluşan laik kesim, türbanı Türkiye'de din ve devletin kesin şekilde ayrılmasına karşı bir hareket olan siyasi İslam'ın bir simgesi olarak görüyor.
Karşıtlar, yasağın kaldırılmasının başka küçük illerde olmak üzere kadınlara başörtüsü takmaları yönündeki toplum baskısını artıracağı görüşündeler. Bunlar, Türkiye'nin daha da kutuplulaşacağı ve üniversitelerin büyük ideolojik savaşlara sahne olacağı konusunda uyarıyorlar.
Ordu son tartışmalarda sessiz kalmasına rağmen, yüksek hakimler ve üniversite rektörleri değişiklikleri "anayasaya aykırı" olmakla kınadılar. Türkiye'nin ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kararın bozulması için Anayasa Mahkemesi'ne itirazda bulunacağını açıkladı.
Ancak AKP genel başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a göre meclis oylaması demokrasi ve adaletin bir zaferi oldu. Pazar günü Almanya'nın Köln kentinde yaklaşık 15 bin Türk gurbetçiyle seslenen Erdoğan, "Türkiye'de özgürlüklerin genişletilmesine yönelik reformların" devam edeceğine söz verdi. Başbakan aynı zamanda Türk toplumunu ahlaki değerlerini kaybetmekle de eleştirdi.
Erdoğan Almanya'daki büyük oranda muhafazakâr gurbetçi kalabalığına yaptığı konuşmada, "Türkiye Batı dünyasından bilim ithalatını bırakmış, onun yerine Batıdan ahlakdışı davranışları ithal etmiştir." dedi. Başbakanın sözleri kıvançlı alkışlarla karşılandı.
AB, Cumartesi günkü oylama hakkında bir yorumda bulunmadı. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü endişeli.
Riam Oomen-Ruijten, "Türkiye'den devam etmekte olan sıcak tartışmaların bir yasağın kaldırılmasından üniversitelerde kadınlara türban takmaları yönünde bir ahlaki baskıya dönüşmesinden endişeleniyorum." dedi. Ancak Oomen-Ruijten, Avrupa'nın konuya dahil olmadığını ve bu konuda bir yargıda bulunmayacağını da ekledi.
Türkiye'nin katı bir İslami rejimle yönetilen komşusu İran Türkiye parlamentosunun bu hareketini memnuniyetle karşıladı. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın üst düzey danışmanlarından Hocatülislam Biriya, basına bunun İslam'ın Türkiye'de yayılmakta olduğunu gösterdiğini söyledi.
Biriya basın mensuplarına, İran'da yabancılar haricindeki bütün kadınların türban takmalarının zorunlu olduğunu hatırlattı.
Türkiye'de üniversitelerdeki türban yasağının geçmişi 1980'lere dayanıyor. Yasak, ordu generallerinin fazla İslamcı olduğuna karar verdikleri bir hükümeti halkın da desteğiyle devirdiği 1997 yılında önemli ölçüde sıkılaştırıldı.
Son yıllarda çok sayıda Türk kadın öğrenci, devletin bu yasağının eğitim haklarını çiğnediği ve ayrımcılık anlamına geldiğini ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) şikayette bulundu.
Ancak 2005 yılında, AİHM yargıçları Leyla Şahin olayında yasağı onayladılar. Hakimler, Türkiye'nin kamusal alanda herhangi bir dini tercih etmekten kaçındığı ve devletin kamu düzenini korumak niyetinde olduğu gerekçesine dayanarak yasağı haklı buldu.
Mahkeme, "Mahkeme, Türkiye'de dini simgelerini ve dini kurallara dayalı bir toplum kavramını toplumun geneline dayatmaya çalışan aşırılık yanlısı siyasi hareketler olduğunu gözden kaçırmamıştır." dedi.
Erdoğan karara şüpheci yaklaştı. Başbakan, "Bu karar beni hayrete düşürdü." dedi. "Avrupa mahkemesinin türban konusunda konuşmaya hakkı yoktur. Bu hak İslami ulemaya (din adamları) aittir."