23/01/2006
Romanya bu yıl pek çok zorlu meseleyle karşı karşıya. Pazar koşulları AB'dekilere yaklaştıkça, yerli firmalar açısından rekabet daha da sert hale geliyor. Bunun sonucunda sanayi üretimi ve GSYİH artışı düşük oldu. Geçtiğimiz yıl yaşanan şiddetli yağış ve seller ve yanı sıra enerji fiyatlarındaki artış da ekonomiyi olumsuz yönde etkiledi. Diğer taraftan uluslararası koşullar da belirsizlik gösteriyor. Avrupa'daki ekonomik durgunluk ve Asya ekonomilerinin yükselişi, korumacı politikalara doğru bir eğilim oluşmasına yol açıyor. Bu bağlamda Romanya'nın AB ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyi ve ülkeye üyelik yolunda kılavuzluk etmeyi isteyen iş ve siyaset dünyasının yerli liderlerinin mücadele etmesi gereken çok şey var.
Daniel Daianu, Southeast European Times, Bükreş – 23/01/06
![]() Yerel pazarlar AB'deki pazar koşullarına uyum sağladıkça, pek çok yerli firma için bu yeni rekabet ortamına uyum sağlamak zorlaşıyor. |
Romanya'nın 2006'daki ekonomik performansına ilişkin tahmin yürütmek riskli bir iş. Yine de genel durumun belli bazı meselelere bağlı olduğunu kesin olarak söylemek mümkün. Yerel ekonominin değişen koşullara uyum sağlaması da söz konusu meseler arasında yer alıyor.
2005 yılında sanayi üretimi bir önceki yıla oranla oldukça düşük oldu. İlk dokuz ayda artış oranı sadece yüzde 2 idi. Diğer yandan 2005 yılı GSYİH'sinin de yüzde 4'ü aşması beklenmiyor. Bu olumsuz sonuçlar kısmen, ülkenin büyük bölümünü etkisi altına alan şiddetli yağış ve sellere bağlanabilir. Romanya'da sanayi, özellikle de belli bazı sektörler, ülkenin para biriminin ciddi ölçüde değer kaybetmesinden, enerji fiyatlarındaki artıştan, devlet desteğindeki kesintilerden ve gittikçe acımasızlaşan rekabet koşullarından kötü etkilendi.
Genel olarak yerel pazarlar AB'deki pazar koşullarına uyum sağladıkça, pek çok yerli firma için bu yeni rekabet ortamına uyum sağlamak zorlaşıyor. Bu durum da üretim ve GSYİH artışının düşük olmasına yol açıyor. Yerli firmalar önümüzdeki dönemde yollarına nasıl devam edecekler? Sanayi üretiminde dibe mi vuruldu, yoksa bu düşüş uygulaması ve bedelleri bir süre daha devam mı edecek?
![]() Geçtiğimiz yıl görülen şiddetli yağış ve seller ülke ekonomisini olumsuz etkiledi. [AFP] |
Eğer alt sınıra henüz ulaşılmadıysa, önümüzdeki aylarda rakamların daha da kötüye gittiğine tanık olabiliriz. Fakat sınıra gelindiyse, göstergeler ikinci çeyreğe kadar bunun mümkün olmadığını söylese de 2006 yılında sanayi üretiminde daha büyük bir artış görülebilir. Şokların daha hızlı bir şekilde bertaraf edilmesi, GSYİH artışını da olumlu yönde etkileyecek, hasat mevsiminin daha iyi geçmesi de iyileşme sürecine katkı sağlayacaktır. Bu yılki hasat, 2004 yılına kıyasla yüzde 12'lik çok ciddi bir düşüş gösterdi. Fakat 2005'e ait üretim kazançlarının nispeten düşük olduğu düşünülürse, iyimser bir tablo beklemek zor.
2005 yılında ticaret açığı hızla büyümeye devam ederken, cari hesap açığı GSYİH'nin yüzde 9 üzerine çıkmış olabilir. GSYİH ve sanayi üretimi artışlarının yavaşlaması akıllara cevaplanması gereken bir soru getiriyor: bu tür dış açıklar sürdürülebilir mi? Aslında dış açık artışı ile ilgili olarak netleştirilmesi gereken pek çok husus var. Bu yıl üretim kazançlarının düşük olması, bundan birkaç yıl önce başlıca rekabetçilik sorunları ile ilgili olarak kaleme aldığım bir makalede bahsettiğim şüpheleri doğruluyor. Ekonomi, yurtdışında çalışan Rumenlerin sağladığı ciddi miktardaki para girişleri ve Romanya'nın AB'ye katılma ihtimaliyle artan sermaye girişleri nedeniyle döviz kurunda görülen önemli artışla ("Hollanda hastalığı") başa çıkmak zorunda.
Kimileri ise, banka kredilerindeki "normal" artış ve bankacılık sektöründe yabancı sermayenin varlığı uzun vadeli ve güvenilir kredi anlamına geldiğinden, dış açıklar konusunda endişeye gerek görmüyor. Fakat bazı iddiaların sınırları var. Reel ekonomide tek yönlü yol yoktur; açıklar belli eşikleri aştığı takdirde sancılı bir düzeltme süreci kaçınılmazdır. Bu tür bir düzenleme sürecine girilirse, döviz kuru da ciddi şekilde düşürülecektir ve bu da enflasyonu yeniden tetikleyebilir.
![]() Milli Bankanın yeni para politikası rejimi olarak benimsediği enflasyon hedeflemesi asıl sınavını bu yıl verecek. [NBR] |
Milli Banka'nın yeni para politikası rejimi olarak benimsediği enflasyon hedeflemesi asıl sınavını bu yıl verecek. Enflasyon hedeflemesi rejiminin uygulandığı 2005 yılının son dört ayı pek ikna edici olmadı; bu rejimin uygulanmasını bir süreliğine ertelemek muhtemelen daha iyi olurdu. Koşullar alışılmışın dışında olduğundan sınav oldukça zorlu olacak: işlemler dolar ve avro üzerinden yapıldığı için para arzının yaklaşık yarısı NBR'nin kontrolünden kaçıyor; faiz oranı farkları hâlâ yüksek ve banka kredilerinde yaşanan patlama ve sermaye hesabı liberalizasyonu, NBR'nin para arzını kontrol etme kapasitesini düşürüyor. 2006 yılı için yüzde 5 enflasyon fazlasıyla hırslı bir hedef. Benzin fiyatlarındaki artış ve bunun altında yatan enflasyon beklentileri göz önünde bulundurulursa yüzde 6-6.5 daha makul bir hedef. Geçtiğimiz yıl hedef büyük bir farkla kaçırılmıştı. Düz vergi oranı uygulamasından önce yüzde 6 olan ilk hedef, yüzde 8.7-8.8 aralığında gerçekleşti.
2006 yılında kamu bütçesinde yüzde 0.5'lik bir açık öngörülüyor, fakat GSYİH artışı ve enflasyon ile ilgili olanlar başta olmak üzere bu tahminin dayanakları da tartışılır. Söz konusu dayanaklar, bir bütçe düzeltmesi ile gözden geçirilmeli, gelecek yıl bütçe sıkı bir şekilde uygulanmalıdır. Ayrıca altyapı projelerine de daha fazla finansman sağlanmalı. AB fonlarının daha yüksek kapasiteyle kullanımı konusuna özel olarak eğilmek gerekiyor. Önemli meselelerin yeterli bir şekilde yönetilmesi sayesinde Romanya'nın yatırım notu yükselebilir.
Diğer taraftan uluslararası koşullar da, küresel eşitsizlik ile çeşitli jeopolitik çatışmaların ekonomik etkilerinden kaynaklanan belirsizliklerin egemenliği altında. Avrupa ve diğer bölgelerdeki ekonomik durgunluk ve yanısıra Çin ve diğer Asya ekonomilerinin yükselişi, ülkeler iç pazarlarını savunmak amacıyla korumacı politikalara yöneltiyor (Çıkmaza giren Doha ticaret görüşmeleri bunun en belirgin örneği). Asya ekonomilerinin yaptığı çıkış, temel mallar ve petrol fiyatlerı üzerinde etkili olmaya devam edecek. Büyük ölçüde AB pazarlarına dayalı olsa da, bu koşullar Romanya ekonomisini de etkileyecek.
Son olarak Romanya, AB'ye karşı yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Bu kanıda ne kadar başarılı olursak Birliğe katılma şansımız da o kadar yüksek olur. İş ve siyaset dünyasının yerli liderleri, ulusal menfaatleri daha somut ve açık şekilde tanımlamakla yükümlüdür. AB bazı uluslarüstü menfaatlere sahiptir, fakat aynı zamanda sık sık birbiriyle çatışan bir dizi ulusal menfaati de bünyesinde barındırmaktadır. Bu gerçek, ulusların karar verme süreçlerini zorlaştırmaktadır. Fakat söz konusu zorlukların bertaraf edilememesi, güvenlik maddesi çerçevesinde AB üyeliğinin ertelenmesine yol açabilir. 2006 yılında bahisler yüksek.