SETimes
Published on SETimes (http://www.setimes.com)
http://www.setimes.com/cocoon/setimes/xhtml/tr/features/setimes/features/2008/03/17/feature-02

Savcı, Türkiye'nin iktidar partisini kapatmak istiyor

17/03/2008

Türk laiklerle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümeti arasındaki savaş, başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın başbakan ve 70 başkasının siyasetten men edilmesini talep etmesiyle tekrar alevlendi.

Southeast European Times için Ayhan Şimşek'in haberi -- 17/03/08

photo

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan. [Getty Images]

Türkiye başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ülke anayasa mahkemesine iktidar partisinin kapatılması konusunda bir iddianame sundu. Yalçınkaya Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) laikliği baltalayan faaliyetlerin "odak noktası" haline geldiği ve partinin Türkiye'yi İslamcı bir devlete dönüştürme amaçlı "gizli bir gündeme" sahip olduğu yönünde suçlamada bulunuyor.

Savcı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarında yer aldığı 71 parti üyesinin beş yıl süreyle siyasetten men edilmesini talep etti.

Yalçınkaya'nın hareketi AK liderliğindeki hükümetle ülkenin ordu, yargı ve akademik çevrelerden oluşan laik güçleri arasındaki sıkı mücadelenin son raundu oldu. Dava açılırsa, partiyi kapatmak için yeni hakimin oyu yeterli olacak. Kuruldaki 11 hakimin sekizi, sadık bir laik olan eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından atanmıştı.

AKP kendisini muhafazakar bir demokrat parti olarak tanımlıyor. Parti geçen yıl seçimlerde %47 oy alarak kesin bir zafer kazandı. Geçen ay parti, laiklerin cesaretini kıran bir hareketle üniversitelerde türban takma yasağını kaldırmayı başardı.

Yalçınkaya 162 sayfalık iddianamesinde yasağın kaldırılmasının siyasi İslamcıların istediği kilit bir adım olduğunu ileri sürüyor. Başsavcı ayrıca, Erdoğan'ın İslam ve şeriata atıfta bulunduğu çeşitli konuşmalarını da listelemiş. Savcı, bu konuşmaların AKP'nin Türkiye'yi bir din devletine dönüştürmeye yönelik planlı bir stratejisini ortaya koyduğunu söylüyor.

Yalçınkaya, hükümetin spor kulüplerine ait restoran ve barlarda alkol satışını yasaklama çabalarına da işaret ediyor. Ancak iddianamenin yayınlanmasından hemen sonra, Erdoğan'ın kabinesinden bir bakan yasağın bir yıl erteleneceğini açıkladı.

Erdoğan Pazar günkü konuşmasında laikliğe olan sadakatini ifade etti. Başbakan ayrıca savcının hamlesine de meydan okuyarak, partiyi dağıtmak için yargıyı kullanmanın anti-demokratik bir hareket olduğunu söyledi.

Türk medyasındaki tepkiler karışık oldu. Ülkenin bir numaralı gazetesi Hürriyet'te yazan köşe yazarı Enis Berberoğlu, AKP hükümetinin tekrar seçildikten sonraki politikalarının ilk dönemden büyük ölçüde farklı olduğunu ileri sürdü. Berberoğlu, seçmenler sandıkta Erdoğan'ı desteklediklerinde bunu ondan sağlam bir ekonomi politikasını sürdürmesi ve AB üyeliği için gerekli siyasi reformları sürdürmesini bekledikleri için yaptıklarını yazdı.

Köşesinde "Tayyip Erdoğan bu oyların gösterdiği yolda devam etseydi, adımlarını Avrupa ve küresel ekonomi yolunda hızlandırsaydı böyle bir davayla karşı karşıya kalmazdı." yazan yazar, AKP'yi artık gençlere Kur'an eğitimi verilmesi gerekip gerekmediğiyle daha çok ilgilenmekle suçladı.

Diğer bir tanınmış yazar, Milliyet'ten Hasan Cemal, davaya şidetle karşı çıkıyor. Cemal, "Anayasa Mahkemesi kapatma talebini geri çevirmeli ve Türkiye'yi bir siyasi parti mezarlığına dönüştürme sürecine son vermelidir. Siyasi kaos olasılığına izin vermemelidir." diyor.

Hafta sonu, AB yeni gelişmelerden duyduğu endşeyi dile getirdi. Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn, "Normal bir Avrupa demokrasisinde siyasi meseleler mahkemede değil parlamentoda tartışılır ve oy sandığıyla karar verilir." diyerek şöyle devam etti: "Yürütme mahkemenin işine karışmamalı, yargı sistemi de demokratik siyasete karışmamalıdır."